Anasayfa


  Aikido
  Iwama Ryu
  
  O'Sensei
  Morihiro Saito Sensei
  Hitohiro Saito Sensei
  Mehmet S. Doğu
  Aiki Shuren Dojo İstanbul
 
  Fotoğraflar
  Video
  Doshu Moriteru
  Ueshiba'nın Makalesi
  Saito Sensei’nin Aziz
  Hatırası İçin Bir Yazı,
  T.K. Chiba, 8. Dan Shihan
  Uchideshi sistemi
  Forum
  Iwama Ryu Buki
  Linkler
  Hitohiro Saito Sensei'nin
   açıklaması
  O'Sensei Gerçekten
  Modern Aikido'nun Babası mı?
  SEMİNERLER
 





Saito Sensei oğlu ile...


Çalışma Programı
Akşam
Pazartesi 19:30 - 21:00
Salı 19:30 - 21:00
Çarşamba 19:30 - 21:00
Perşembe 19:30 - 21:00
Cuma 19:30 - 21:00
Cumartesi 11:00 - 12:30
Pazar -
Sabah
Pazartesi 07:00 - 08:00
Salı 07:00 - 08:00
Çarşamba 07:00 - 08:00
Perşembe 07:00 - 08:00
Cuma 07:00 - 08:00


Aiki Shuren Dojo Istanbul
Çelebi Mehmet Cad. Atasoy Apt. No:20 Emniyetevleri
4. Levent / İstanbul
Türkiye
 
Dojo ile ilgili bilgi için:
Av. Mehmet S. Doğu
Büro: 0212 234 51 83
 

 
Üye kayıtları ön görüşmeye tabidir.

Hitohiro Saito


Hitohiro Saito 1957 'de; yedi yaşında aikidoya başladığı, küçük bir çocuk olarak aikidoyu Morihei Ueshiba'nın gözetiminde çalışıp, babasından öğrenmeye devam ettiği, Iwama'da doğdu ve büyüdü.


Hitohiro kendini, O-Sensei'nin aikidosunun ruhani ve teknik geleneğini korumaya adadı. Mükemmel tekniği ve öğretme metodları sayesinde Japonya, Amerika, Avrupa ve Avustralya'da haklı bir ün yarattı.


Bu özel röpörtaj sırasında, onun iki ustasına (O-Sensei ve babası) karşı duyduğu dışa taşmış sevgisini ve derin saygısını hissedebiliyoruz.



Morihiro Saito Sensei ve Hitohiro Saito Sensei


AJ : Hitohiro Sensei, dojo hakkında aklınıza gelen ilk hatıralarınız nelerdir?


Saito : Eskiden yemeklerimi O-Sensei ile paylaşırdım ve onun tabağından geriye ne kalırsa bana o verilirdi. Ayrıca çocukluk yıllarımda, uyandığımda annemi yanımda bulamadığım için sabahları ağladığımı hatırlıyorum. Annem her zaman dojoda O-Senseiye yardım ediyor olurdu.


AJ : O-Sensei’nin eskiden çok sert bir insan olduğu söyleniyor?


Saito : O-Sensei genel olarak, başka yerlere gittiğinde teknikleri kısaca uyguluyor, ama sadece Iwama’da gerçekten öğretiyordu ve çok sıkıydı. "Bu ne biçim bir kiai dışarı çıkın ve bu kiai ile bir serçeyi devirebilecek misiniz, bakın!" Veya birileri özensiz yonkyo uygularken "Dışarı çık ve bunu bir ağaç üzerinde dene, bakalım ağacın kabuğunu soyabilecek misin? Soyana kadar da yap!" diye bağırırdı.


Bir çocuk olarak bile, çevresindeki atmosferden onun büyük bir adam olduğunu fark etmiştim. Saito Sensei (babam) onu evinden alıp, dojoya getirmeye gittiği andan itibaren selamlamak için kafalarımızı öne eğerdik, ve O-Sensei arkasında onu izleyen Saito Sensei ile gelinceye kadar başımız yerde, bu şekilde olduğumuz gibi kalırdık. Sonunda O-Sensei ile birlikte, dojoyu kutsamadan önce selamlamak için başımızı yerden kaldırırdık.


Eğer O-Sensei bir shomenuchi tekniği anlatırken , ben Saito Senseinin yanında oturuyorsam O-Sensei’ye karşı bir shomenuchi darbesi indirmek üzere yollanırdım. Bir gün ablama gidip O-Sensei’ye saldırması söylendi. Bir çocuk için, bu şekilde gidip O-Sensei’ye karşı çıkmak kolay bir şey olmadığından ablam da korkudan ağlamaya başladı ve dojodan kaçtı. Onun yerine benim gitmem söylendi ve bende bir kiai bağırışıyla atak yaptım. Bu atak için O-Sensei "Demek sen geldin, öyle mi?" dedi ve beni fırlattı. Ama aynı anda, elleri ile kafamın yere vurmasını durdurdu ve "Bak, şimdi dikkatli ol!" dedi. O-Sensei işte böyle duyarlı bir insandı.


Dışarı bahçeye çıkıp, onu dişini fırçalarken seyretmeye gittiğimi hatırlıyorum. Birdenbire takma dişlerini çıkarttığında, sanki onlar sahteymiş gibi "İşte bu komik, değil mi?" demişti. (gülüşmeler)



Hitohiro Saito , Iwama 2003


AJ : Bu olay olduğu zaman siz kaç yaşındaydınız?


Saito : Benim, ilkokul ikinci sınıfta olduğum sıralardaydı. O günlerde, O-Sensei halen dinçti. Son yıllarında ise, daha çok uzun ısınma hareketleri yapıyordu ama ben aikidoya başladığım sıralarda daha çok teknik öğretiyordu.


AJ : Kendinizi tamamı ile aikidoya adamaya ne zaman karar verdiniz ?


Saito : İş antreman yapmaya geldiğinde, yaramaz bir çocuk olmama rağmen, tek erkek evlat olduğum için çok fazla tercih şansım yoktu! (gülüşmeler). Aikido yaparken bir yandan da hayatımı sürdürebilmek için bir lokanta açmayı planladım. Liseyi bitirdikten sonra bir sene, nasıl yemek pişirileceğini öğrenmek için Sendai’ye, sonra da daha ileri iki yıl için Osaka’ya gittim. Ne zaman boş bir günüm olsa, Seiseki Abe'nin dojosunu ziyarete giderdim ve ondan calligraphy (Kanji Hattatlığı) öğrendim. Ayrıca Bansen Tanaka'nın aiki dojosunu da ziyaret ederdim.


Abe Sensei ruhunu arındırmak için her sabah soğuk suyun altına girerek misogi yapardı. Calligraphylerinde dünyevi zevklerden arınma fikrini anlatmaya çalışırdı. Esasen kendisi O-Sensei ile Bansen Tanaka’nın dojosunda tanışmıştır. O-Sensei, misogi uygulamasında benzer bir ruh olduğunu algıladı ve ondan calligraphy öğrenmeye başladı.



Hitohiro Saito, Ancona 2003


AJ : Biz bir kaç sene önce Abe Sensei’yi ziyarete gittik ve O-Sensei tarafından yazılmış bazı muhteşem parşömen tomarlarına rastladık. Dojoya girer girmez ruhani bir atmosfer hissedilebiliyordu.


Saito : O parşömenler muhteşem, öyle değil mi? O-Sensei hakkında daha fazla birşeyler öğrenmek isteyen biri bu şiirleri mutlaka okumalı ve onun calligraphylerini çalışmalı. Fotograflar ve video bantları bize O-Sensei ile direk bir bağlantı kurma duygusu veriyor. Ama onun şiirleri ve calligraphysi bizimle daha ustaca bir iletişim kuruyor. Onlar gerçekten muhteşem ve derin eserler.


AJ : Abe Sensei O-Sensei’nin şiirlerini çok iyi biliyor değil mi?


Saito : Bu doğru. Umarım, O-Sensei'nin calligraphylerini toplayıp basmak ve O-Sensei’ye adanmış bir müze yapmak konusundaki planlarında başarılı olur. Ben çocukken Abe Sensei kızıyla beraber sık sık Iwama’yı ziyarete gelirdi. Kendisi Kojiki’yi, ki bu O-Sensei’nin aikido anlatırken alıntılar yaptığı bir kitaptır (Japon Tarihini destansı anlatan yazmalar), derin bir anlamla öğrenen bir adamdır. Abe Sensei, Kojiki hakkında bana birçok bilgi verdi ama çok zor bir kitap olduğundan korkarım anlattıkları bir kulağımdan girip ötekinden çıktı. (gülüşmeler)


AJ : Sendai ve Osaka’daki çıraklık zamanlarınızda aikido yapıyor muydunuz ?


Saito : Sendai’de Hawaza Sensei’nin gözetimi altında ve Osaka’da da Abe Sensei’nin dojosunda Aikido çalıştım.


AJ : Planlandığız gibi Iwama’da bir lokanta açtınız mı?


Saito : Evet. 1978 yılında lokantayı açtım. Fakat, o zamanlar genç ve akılsızdım. Geceleri müşterilerle beraber lokantada da fazlaca içerdim. Ciddi şekilde antreman da yapmazdım. Yedi yıl boyunca lokantayı işletmeye devam ettim. Fakat, sağlığımı yitireceğimden endişeleniyordum, bunun üzerine babamla konuştum. O da, benim bu işi bırakmam konusunda benimle aynı fikirdeydi. Babam sık sık yurt dışına giderdi ve o uzaktayken dojonun yönetimini bırakabileceği birilerine ihtiyacı vardı. Bu tam 11 yıl önceydi ve o günden beri ben tüm zamanımı aikido öğretmeye adadım.


AJ : Onbir yıl önce Saito Sensei ile beraber Danimarka’ya gittim ve orada bir seminere katıldım. Geçen yıl olayın onuncu yıldönümüydü ve Saito Sensei ile birlikte, Iwama’dan birçok kişininde katılımıyla oraya tekrar gittik. Gerçekten de, 300 katılımcının olduğu büyük bir seminerdi. Siz aikido öğrencilerine, antreman esasları hakkında ne gibi öğütler verirsiniz ?


Saito : Saito Sensei bütün Taijutsu, ken ve jo tekniklerinin temel olarak hanmiye dayandığını söylüyor. Önce hanmiyi iyice öğrenmelisiniz, sonra doğru kiaiyi nasıl yapacağınızı öğrenmek zorundasınız. Aikidonun yaratıcısının mükemmel bir kiaisi vardı. Eğer gerçek budo öğrenmek istiyorsanız O-Sensei’yi taklit ederek yanlış bir yöne gidemezsiniz. Malesef insanlar, O-Sensei hakkında çok fazla bir şey bilmiyorlar ve ben de onun hakkında insanlara tüm bildiklerimi anlatarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.


Aikido antremanının esası, kendi kendini geçmektir. Bunu baştan itibaren ki no nagare (ki akışı çalışması) çalışarak yapamazsın. Temel antreman, partnerinin seni sıkıca tutmasına izin vermeni gerektirir. Bunu yaparak, o size bir iyilik yapmış olur. Partneriniz sizi zorlar ve ancak bu şekilde siz tekniği çalışmaya başlamış olursunuz. Bu, yolunuzdaki ilk adımınızdır. O-Sensei'nin direktiflerinden biri de, tai no henko ile başlamaktır. Bir tek tai no henko egzersizini bile kaçırmamalısınız.. İşte Iwama’da, biz bunları öğretiriz.


Tai no henko ve morotedori kokyuho da sağlam egzersiz yapmak çok önemlidir. Bu yapılmadığı takdirde, bir kimse ikkyoyu dahi açıklamaya kalkışamaz. Urawazada olduğu gibi, öndeki ayağınızın ekseninde dönünce ve arkaya doğru açıldığınızda tai no henkonun düzgün bir hareketini uygulamaya muvafak olursunuz ki bu da öndeki ayağınızın ayak parmaklarının partnerinizin ayak parmaklarıyla buluşmasından başlar.Vücudunuz, öndeki ayağınızın uç kısmının etrafında döner. Sadece herhangi bir şekilde değil, doğru şekilde döndüğünüze emin olun. Rakibinizle sadece belirsiz bir şekilde değil, tam olarak uyum sağlamanız gerekiyor. İşte tam bu noktadan somut bir şekilde çalışmaya başlamanız gerekiyor.


AJ : Birbirine uymak için gereken kesinlik çok değerli bir nokta.


Saito : O-Sensei, “Herkes genel bir uyum yakalayabilir ama çalışmaya, sonunda evrensel uyuma erişilecek olan daha özel kalıplarla başlanmalıdır” diye konuşmuştu. Önce partnerinizle ayak parmaklarınız ucuca olarak nasıl uyum sağlayacağını öğrenmeli, daha sonra da öndeki ayağınızı eksen olarak kullanıp, nasıl döneceğinizi öğrenmelisiniz. Ancak doğru şekilde ve dengede dönebilmeyi tam anlamıyla öğrendikten sonra urawaza tekniği uygulayabileceksiniz. Bunlar sözle ifade edilemeyen noktalardır. Ancak üzerinde antreman yapılarak uzmanlaşılabilir. Aikidonun kurucusu "Çalışma önce gelir” derdi. Bu partnerinizin sizinle uyum sağlaması değil, asıl sizin her konuda onunla uyum sağlamanız demektir: "Hareket et, açık yarat ve insiyatifi ele geçir" işte bu O-Sensei’nin, Saito Sensei’ye öğrettiği şeydir.


Bir santimetrelik bir hata, herhangi bir tekniği başarıyla uygulamanızı imkansız kılıcaktır. Bir tekniği kendinize uydurmak için isteğiniz şekilde değiştiremezsiniz. Her tekniği uygulamak için belirlenmiş kesin bir yol vardır. Sadece fiziksel olarak güçlü olan kişiler değil herkes tekniği uygulayabilmelidir. Malesef insanlar tai no henkoyu ihmal ediyorlar. İnsanları tai no henko ve morotedori kokyuho çalışırken izleyerek kendi dojolarında ne tür bir çalışma yapıyor olduklarını söyleyebilirim. Başka bir şey görmeme gerek kalmaz. Bence, aikidonun kurucusunun taijutsusunda temeller, bu iki tekniği ve ikkyoyu içeriyor.


Gerçekten mükemmel bir ikkyo tekniğini uygulayabilen birini bulmak zor. Bunun, kulağa ukalaca gelebileceğini biliyorum ama baştan itibaren bu tekniklerden düzgün şekilde başlamadıkça aikidonun anlaşılamayacağını düşünüyorum.


Eğer tai no henkoyu iyice öğrenmediyseniz, diğer hareketlerde herzaman rakibinizle çarpışırsınız. Bunu engellemenin en temel yolu yanlış vücut hareketlerinden kaynaklanan problemleri çözümleyebilmektir. Daha derin anlamları olduğundan bunu kelimlerle anlatmak imkansız, ama bunu öğrenmenin tek yolunun partnerinizin sizi sıkıca tutmasına izin vermek olduğunu belirtmek isterim.



Hitohiro Saito, Ancona 2003


AJ : Bazı dojolarda öğretmenler, teknikleri sadece iki üç kere gösterdikten sonra, daha fazla bir açıklamaya gerek duymadan öğrencilerine teknikleri çalıştıyorlar. Ama Iwama’da siz herzaman detaylı açıklamalar veriyorsunuz.


Saito : Saito Sensei'nin teknikleri detaylı bir şekilde açıklamasının nedeni, herkesin her bir tekniği mümkün olduğu kadar çabuk şekilde öğrenmesini istemesidir. Onun öğretme metodları, yıllarca birçok hatayı kendi de yaparak, bu hatalarından ders almış olmasının sonucudur.


Saito Sensei, herkesin kendisini onun başardığından daha çabuk şekilde düzeltmesini istediği için, öğrencilerini hata yaptıkları zaman hemen durdurur ve onlara detaylı şekilde öğretir. Eğer kolay antremanlar yapmış olsaydı, bunu bugün başaramazdı.


Eğer partneriniz her zaman size teslim olmuş durumdaysa, teknikleri düzgün şekilde uygulayıp uygulamadığınızı söyleyemezsiniz. Partneriniz, sizi sıkıca tutarak teknikleri doğru yapıp yapmadığınızı anlamanıza yardımcı olmaktadır. Bu tür olaylarda teknik, duruma uymak için değişebilirse de (takemusu aiki) bu sizi işe yaramaz veya boş bir şekilde tutması gerektiği anlamına gelmez.


Partneriniz sizi sıkıca tutmalı, ama doğru da tutmalıdır. Bu şekilde partnerinizin gücüyle uyum sağlamayı öğrenirsiniz. Bu temel antremandır. Eğer partneriniz tutuşunu değiştirirse, sizinde bu duruma uygun olarak vereceğiniz karşılığı değiştirmeniz gerekir (Takemusu aiki). Rakibiniz sizi tutmaya geldiği zaman, onu ustaca yönlendirin. Ciddi bir şekilde antreman yapabilmek için, vücutlarınızı birbirine uyum içinde sokmanız lazımdır.


AJ : Genelde, aikidoda rakibiniz sizinle birlikte uyum içinde olduğundan kendi kapasitenizi ölçemediğiniz söyleniyor.


Saito : Bu doğru değil. Çalışmanın her anında tekniğinizin iyi mi, kötü mü olduğunu herzaman görebilirsiniz. Eğer herhangi bir gereksiz efor sarf etmeniz gerekiyorsa; rakibinizin ağır olduğunu hissediyorsanız, yada onunla çarpışıyorsanız bunun sebebi sizin ona tamamen uyum sağlayamamış olmanız, yani tekniği yanlış uygulamanızdır. Hareketinizde neyin yanlış olduğunu veya yeteri kadar mesafede açılıp açılmadığınızı saptayabilmelisiniz. Tekniğinizin çalışıp çalışmadığını görmek için bir müsabakaya gerek yoktur.


AJ : Partnerinizin antremanda, size ciddi olarak saldırması gerektiğini mi kast ediyorsunuz ?


Saito : Evet, eğer ona "Beni it," dersem bütün gücüyle itmeli; eğer "bana vur," diyorsam güçlü bir şekilde vurmalı; veya sıkıca kavramalı. Bütün kuvveti ve enerjisi ile saldırmalı. Tabii, eğer uke'nin kuvveti partnerininkinden çok farklıysa, o zaman saldıran saldırısının şiddetini biraz azaltmalı ki nage öğrenmeye devam edebilsin. O-Sensei, bir çocukla çalışmanın öğrenmek için iyi bir yol olduğunu belirtmişti. Kendi enerjini tamamen o çocuğunkine uydurabilmek büyük bir gayrettir. Normal olarak bazı insanlar diğerlerinden daha güçlü olabilirler. Ama eğer partnerlerini incitirlerse kaba bir davranış biçimi sergilemiş olurlar. O zaman, artık bu yaptıkları aikido olmaz. Bazı insanlar bu tür çalışmaları değerli bulabilirler, ama kişi çalışmasından utanç duymamalıdır.


O-Sensei, bizim çalışmalarımızda eğlenmemiz gerektiğini söylerdi. Ama bu, kişinin çalışmasını ne kadar eğlenceli kılabildiğine bağlı. Eğer dersten sonra partnerine samimi bir şekilde, "Çok teşekkür ederim. Lütfen benimle yine çalış" diyebiliyorsan, bu en iyi çalışma şeklidir.


Eğer partnerinle senin aranda bir çekişme meydana gelmişse antremandan sonra hoş olmayan bir his kalır, bu tarz antreman O-Sensei'nin olmasını istediği gibi dünya barışına yol gösteremez. Ben insanların bütün derslerinden keyif almasını isterim. Hatta bir kişi bir yerini incittiyse ve hala derse devam etmek istiyorsa, buna imkan sağlanmalıdır. Ben öğrencilerime, eğer incinmiş bir dirsek veya bilekleri varsa bunu partnerlerine söylemelerini tavsiye ediyorum. İyi durumda olan kollarıyla, hala içten bir şekilde antremana devam edebilirler. Dizleri kötü durumda olan insanlara, diz çökme tekniklerindense ayakta durma tekniklerini yapmalarını söylüyorum. Duyarsızca çalışma yapmamalıyız. En iyi antreman, karşılıklı olarak birbirimize değer verdiğimizde olur.


O-Sensei açık fikirli yaklaşımı savunurdu ve Iwama’da hala bu his ile size dokunulur. O ayrıca, eğer sadece isterseniz, gördüğünüz herşeyden öğrenebileceğinizi söylerdi. Bu o kadar doğru ki!


AJ : Hergün çalışma imkanı olmasa da , bu konuda asıl önemli olan kişilerin tutumlarının ciddi ve içten olması, öyle değil mi?


Saito : Evet. O-Sensei “Yüz kere suburi çalışsanda, kendi ki ni içine katmadıkça vakit kaybediyorsun.” derdi. Bütün enerjini verirsen, on kere yapman yeterlidir. Bu, kaç tekrar yaptığın yada antremanda ne kadar zaman harcadığınla ilgili bir sorun değildir. Yıllarca çalıştıktan sonra otomatik olarak usta olmuyorsun, yada sadece iki sene çalıştığın için zayıf bir öğrenci olarak kalmak zorunda değilsin. Bu kendini ne kadar ciddi bir şekilde yetiştirdiğinle ilgili bir sorudur.


Antremanınızın bir derinliği olmalı, öylesine antreman yapmanın bir manası yoktur. Antremanınızdan verim elde etmelisiniz. Ne kadar az teknik çalıştığınız önemli değil, herzaman aklınızda tutmanız gereken bunların gerçek bir olay karşısında etkili olması gerektiğidir. Çalışmalarınız sırasında, ölümüne ciddi olun. Tek bir dakikayı bile boşa harcamayın. Bazen insanları çok çalışmalarına rağmen tatbikatta tekniklerini yaparken yetersiz görüyorum. Bu esef verici bir durum; bu kadar zaman harcayacaklarına, ciddi ve doğru antreman yapsalar daha iyi yapmış olurlar. Aikido egzersizi yapacak olan rahat davranmalı ve enerjisinin tümünü ortaya koymalıdır.



Hitohiro Saito


AJ : Tohei Sensei, O-Sensei'nin öğrencilerine bütün güçlerini kullanmalarını söylemesine rağmen kendisinin çok rahat göründüğünü ve kuvvet kullanmadığını söylüyor.


Saito : O-Sensei "bütün gücünüzü kullanın" dediğinde "ölümüne ciddi olun" veya "bütün enerjinizi kullanın" şeklinde anlatmak istemiştir.


İnsanların yapabileceklerinin üzerinde olacak şekilde kendilerini zorlamalarını anlatmaya çalıştığını zannetmiyorum. Ama karınlarından gelen bütün kilerini ortaya koymaları gerektiğini anlatmak istiyordu. Gerçekte, eskiden insanlara rahatlamalarını söylemeyi severdi. Rahatlamalı ve sonunda bütün enerjinizi ortaya koymalısınız.


AJ : Bu ingilizce olarak açıklaması zor bir kavram.


Saito : Ben aynı zorluğu Japoncada da çekiyorum. O-Sensei şiirlerinden birinde, "Gerçek bir savaş sanatı kelimelerle veya harflerle anlatılamaz. Eğer anlatmayı denemeye cüret edersen, Tanrı devam etmene izin vermeyecektir" derdi. Sanırım bu, “Savaş sanatlarını kelimelerle açıklayamazsınız” demek oluyor. Antreman yaparak öğrenmeniz gerekiyor, ama aynı zamanda bilgelik havasına girmemelisiniz. Kendisi iki veya üç benzer şiir bıraktı. Tohei Sensei çalışmalarında çok gayretli, gerçekten saygıdeğer bir adamdı. Ben çocukken, Saito Sensei bana “Onun uchideshisi olmalısın” derdi.


Biz, Iwama’da sadece antremanlarımızın değil aynı zamanda günlük yaşantımızında geleneğini koruyoruz.


AJ : Binlerce insan uzaklardan Iwamaya geliyor, bunun hayalini kuran daha birçokları da olmalı. Lütfen bize uchideshinin günlük hayatını ve bunun gerektirdiği sorumlulukları anlatır mısın?


Saito : Iwama’da, dojoya antremana gelen iki çeşit insan var, uchideshi (orada kalan öğrenciler) ve sotodeshi (dışarıdan gelen öğrenciler). Bir uchideshi için dojo, evi demaktir. Evinizde temizlik yapar, kıyafetlerinizi yıkarsınız ve bahçenizi düzenli tutarsınız; ev işleri herkez tarafından paylaşılır. Dojonun arazisi çok geniş olduğundan, yerlerde birçok yabani ot ve ölü yapraklar oluyor. Günde bir veya iki saat yardım almadan, dojoyu devam ettirmek mümkün olmaz. Bazı insanlar bu Japon gelenekleriyle problem yaşıyor ve eve "bu bizim beklediğimiz gibi birşey değil" diyerek gidiyorlar. Ama uchideshi gönüllü iş yapmayı istemeli ve verilen direktifleri içtenlikle kabul etmelidir.


Uchideshinin, hergün sabah ve akşam olmak üzere, iki bazen üç çalışması var. Ayrıca gün boyunca serbest olarak da çalışabilirler. Sotodeshi olan insanlar sadece akşam çalışmalarına katılıyorlar. Ama bazen pazar günlerinde temizlik işlerine yardım ediyorlar. Japon geleneklerini öğrenmek burada en önemlisidir. Sadece uzak yerlerden insanlar geliyor diye, aikidonun yaratıcısı olan O-Sensei’nin geleneklerini yıkmamalıyız.


Iwama’ya gelmek O-Sensei ile tanışmaya gelmek anlamına geliyor. Bu dojo, O-Sensei'nin hala hayatta olduğu günlerden beri hiç değişmedi. Herhalde değiştirdiğimiz tek şey tatami hasırlarıdır. Tuvaletler bile değişmedi. 50 yıl önce nasılsalar, hala öyleler. Banyo küveti hala eskiden O-Senseinin kendi kullandığı küvet. Buraya gelmek O-Sensei'nin hala hayatta olduğu, o eski zamanlara yolculuk etmek gibidir. O-Sensei vefat etmiş olsada, burada ruhani olarak onunla bir olabiliyorsunuz.


Sabahları eğer yağmur yağarsa, dojonun içinde antreman yapıyoruz, ama iyi havalarda ken veya jo’ yu dışarda çalışıyoruz. Bu, çok geleneksel bir çalışma şeklidir. Bırakın yabancı ülkeleri, bu şekilde bir dojo artık Japonya’da bile bulunamıyor. Burası, geleneğin sadece çalışmalarda değil, aynı zamanda günlük hayatta da devam ettiği bir dojodur. Bu nedenle, ben uchidechilerin Japon geleneklerini öğrenmelerini, aynı zamanda da çok çalışarak eğitmen olabilmelerini de istiyorum. Burada teknikleri öğrenebilir, aynı zamanda da zihninizi disiplin altına sokabilirsiniz. Iwama, işte böyle büyük bir fırsat sunmaktadır.



Hitohiro Saito, Ancona 2003


AJ : Bazı insanlar aikidoda ken veye jo egzersizleri yapmaya gerek olmadığını düşünüyorlar.


Saito : Eğer ken ve joyu bu dünyadan kaldırmak mümkün olsaydı, onları çalışmaya da gerek olmazdı. Yine de, ciddi bir savaş sanatçısının yay, kılıç ve jo hakkında daha fazla öğrenmeleri gerekiyor. Onlar hakkında öğrenmek demek, önce onları nasıl kullanacağın hakkında eğitim almak demektir. O-Sensei ken, jo ve taijutsunun hepsinin bir olduğunu söylerdi. Bu yüzden onların çalışılması gerekir. O- Sensei hombu dojoda insanları silah çalışması yaparken görünce, onlara kızar ve zaten orada da silah tekniklerini öğretmez, yalnızca gösteri yapardı.


Bunun sebebi, belki de her tip insanın hombuya egzersizleri seyretmek için geliyor olmasıydı. O-Sensei, herhalde ziyaretçilerin ken ve jonun yanlış biçimde kullanıldığını görmesini istemiyordu. Eğer, baştan beri bir gayret içinde ve O-Sensei'nin gözetiminde silah tekniklerini öğrenen birileri olsaydı, sonuç daha farklı olurdu. Eğer, O-Sensei suburiyi tam olarak kendi istediği gibi uygulayan birilerini görseydi, sanırım onların çalışmalarını destekler ve gülümserdi. Ama, eğer insanlar etrafta silahlarla oyun oynuyor olup, iai teknikleri yapmaya çalışınca bu kez O-Sensei kızıp, durdururdu. Ben, O-Sensei’yi bu şekilde kızdıran biriyle tanışmıştım. Ama, o bana O-Sensei'nin "silahları kullanmayın" demediğini, "Sana silahlarla çalışman için kim izin verdi?" diye azarladığını söylemişti.


Saito Sensei, gün boyunca O-Sensei'nin gözetimi altında silah tekniklerini çalışabilmek maksadıyla, 24 saat değişimli olarak demiryollarında çalıştı. Saito Sensei, pazar günleri hombu dojodaki dersinde silah teknikleri öğrettiği zaman, O-Sensei onu, yüzünde geniş bir gülümseme ve keyifle izlerdi.


Çocukluk yıllarımda bir kere, Saito Sensei Jo öğretirken, ben elime bir sopa aldım ve 31-jo katayı taklit ettim. Sonradan, O-Sensei'nin bunu odasından gülümseyerek izlediğini öğrendim. Sanırım bu insanların silah tekniklerini O-Sensei'nin onlara öğrettiği şekilde yapıp yapmadıklarıyla ilgili bir konudur.


Çok şükür ki, bizim önümüzde Saito Sensei gibi harika bir model var. Biz onun egzersizlerini kopyalamalı ve kişisel olarak daha büyük bir ilerleme yapmalıyız. Bu takemusu aikidir ve bireyin kendi yaratıcılığını ortaya koyar.


Eğer hiç silah kullanmamışsanız, gerçekten bir silahla size saldırıldığında ne yapacağınızı asla bilemezsiniz. Yine de, ben aikido öğrenmek isteyen herkesin silah egzersizleri yapması gerektiği üzerinde durmuyorum. O-Sensei silahlarla çalıştı ve silahlar var. Bu, bizim neden Iwama’da silahlarla çalıştığımızın sebebidir. Daha fazlasını konuşacak bir şey yok.


AJ : Herkes Ueshiba Sensei'nin aikidosunda ruhani yönün çok önemli olduğu konusunda hemfikir; ruhani çalışmalar için siz neler yapıyorsunuz?


Saito : Çok fazla birşey yapmıyorum. Büyükannemlerin evi Iwama’da, Mt. Atago’nun arkasında. Yaklaşık altı yıl önce, bir yıl boyunca bir şelalenin altında misogi uyguladım. Yağmur veya kar demeden, tek bir günü bile kaçırmadım. Ve birgün Saseme adında Okutama, Tokyo’daki Mt. Otake’de yaşayan ilginç, yaşlı bir adam hakkında bir makale okudum. Makale, adamın Onisaburo Deguchi ile tanıştığını söylüyordu. Bu, bende onu ziyaret etme isteği uyandırdı. Savaş sırasında Sibiryadaki tutukluluğundan sonra Sasame benim doğduğum yıl olan 1957’de iade edilmiş ve ertesi yıl Iwama’yı ziyaret etmiş.


O-Sensei ile Tokyo’da tanışmış ve O-Sensei ona Iwama’ya gelip tapınakta dua etmesini ve tutukluluğunun etkilerinden arınmasını tavsiye etmiş. Ama o, ikiside inatçı olduğundan, O-Sensei ile geçinemiyeceklerinden korkmuş ve Tokyo’ya geri dönmüş. Sasame Sensei’den bir çok filozofik konu öğrendim. Ne yazık ki, bu sene öldü. Kendisinin Omoto dini ile yakın ilişkileri vardı. Tam olarak onların takipçisi değilse de, öğrenmiş olduğu ruhani disiplin, eski zamanlardaki Omoto dinine ilişkindir. Sasame Sensei, "Ueshiba Sensei seni bana yollamış olmalı" demişti ve bende de aynı his olmuştu.


O-Sensei, dünyanın görünen bir bütün ve ruhani dünya ile ilgili çalışmaların önemli olduğunu söylerdi. Ben bu çalışmalarımın sonucu olarak, bir şekilde görünen dünyaya daha açık oldum. Sanıyorum en azından karakterim biraz değişti. Eskiden gerçekten serttim. Ama başkalarının önünde başımı eğebilmek için, büyüdüm. Bildiğin gibi şu anda 40 yaşındayım. (gülüşmeler)


AJ : O-Sensei tarafından 1938 de yazılmış Budo adında bir kitap var. Bu kitap hakkında bize birşeyler söyleyebilir misiniz?


Saito : O kitap, O-Sensei'nin hala dinç olduğu zamanlarda yazılmıştır. O-Sensei'nin aikidosu en başlarda, son yıllarda görünen formu ile aynı değildi. Iwama’da, aikido O-Sensei'nin en iyi zamanında olduğu şekli ile tamamen aynı kaldı. Bu kitap, O-Sensei ve onun tekniklerinin geçmişi hakkında öğrenmek isteyenler için çok önemli bir kitaptır.


Bu kitap, bir hazinedir. Keşke O-Sensei'nin aikidosunu 50’ li, 60’ lı yaşlarında sergilediği şekilde gösteren daha çok çalışma olsaydı. Saito Sensei de, yakında 70 yaşında olacak ve aikidoya şu anda başlayanlar, video kasetler ve kitaplardan görebilecek olan azınlık hariç, onun gençliğinde nasıl olduğunu bilemeyecekler. Kıdemliler içinde Saito Sensei'nin eskiden nasıl olduğunu bilenler var. Dojoda, insanlar arasındaki ilişki bir piramid gibi olmalıdır. O-Sensei en üstte, onu Saito Sensei izliyor ve daha sonraki aşamada da kıdemli öğrenciler yer almaktadır.


Kişi, kendisinden daha deneyimli olan insanlardan öğrenmelidir. Tabii ki, kişi öğrenecek çeşitli imkanlar bulursa, kitap bunun için harika bir örnektir, bunları da kullanması ona yardımcı olacaktır. Teknikler dojoda devamlı kalmaz, ama bireyin kişisel dünyasının içinde yaşamaya devam ederler.



Hitohiro Saito, Ancona 2003


AJ : Şimdiden sonra aikidonun ne şekilde gelişeceğini düşünüyorsunuz?


Saito : Bu, her bireyin kendi tavrına bağlıdır. Eğer, savaş sanatının gerektirdiği gibi kendinizi tamamen disipline etmeye hazırsanız, bence aikido sonsuza kadar yayılacaktır. Bunun yanında, eğer size gerçekten hiç saldırmadan sizinle işbirliği yapan bir partnerle beraber çalışıyorsanız, aikidonuz hiç bir gelişme göstermeyecektir. Ancak, aikidoyu sadece sağlık amacıyla veya sosyal bir faaliyet olsun diye çalışıyorsanız, o başka! Aksi halde, hiç kimse başka şekilde O-Sensei'nin, gerçel takipçisi olamaz. Sumo dünyasında, insanlar kıdemlilerine saygılarını onları fırlatarak gösterirler. Bu biraz ters gelebilir ama, bence biz de bu düşünceyle çalışmalıyız ve O-Sensei’nin izinden ayrılmamalıyız.


Hepimiz, Saito Sensei'nin tecrübelerini derin bir şekilde incelemeliyiz. Bu İwama’da kalmış olanlar için bir avantajdır. Saito Sensei’yi ve sizden kıdemli olanları dikkatlice gözlemlemelisiniz. Ancak, bu şekilde kendinizi kusursuzca yetiştirebilirsiniz.


O-Sensei ve Saito Sensei'nin öğrettiklerini temel alarak, O-Sensei'nin kaynağından çıkardığı suyu dökmeden, çok çalışmak ve bunları herkesle paylaşmak istiyorum. Bu bizim sorumluluğumuzdur.


Saito Sensei, omuzlarında en büyük yükü taşıyor. Ben de, ondan aynı suyu emanet almalıyım. Şu anda dojoda bulunan herkes de bunu almalı ve bizi takip edenlere vermelidir. Tabii, önce ağız dolusu içmek kaydıyla (gülüşmeler)! Önce iç, sonra elden ele geçir, bunun anlamı bu muhteşem geleneği sürdürmektir. Herşeyden önce, O-Sensei hakkında öğrenmek gerekir. Sonra, kişi kendi özgün fikirlerini ekleyerek, ileriye sıçrama yapabilir. Bu dünyadan ayrılmadan önce, O-Sensei "Benim yapılmamış bıraktığımı yapmaya devam edin" demişti. Hergün kendimize, “O-Sensei bize yapacak ne bıraktı?” diye sormaya ihtiyacımız var.


AJ : Saito Sensei'den sonra gelecek ve onu izleyerek ve geleneği devam ettireceksiniz. Ancak, tamamlamak veya eklemek isteğiniz başka şeyler var mı?


Saito : Bence, İwama aikidosu şu anda olduğu haliyle gayet iyidir. Kendim, kişisel olarak bir şey ekleyecek olsaydım, daha fazla ruhani çalışma yapmak isterdim. Ama, bunu yapmasını başkasından isteyemem. Yaptığım taklitten öteye gitmeyecek olsa da, O-Sensei'nin yaptığı gibi misogi yapmak isterdim. Ve Saito Sensei'nin şu anda bütün gücüyle yaptığı gibi, geleneksel yapıyı koruma sorumluluğunu almak istiyorum.


Yine de iyi bir teknik olmadan hiç birşey yapamazsınız. Aileden marangoz da olsanız, yeteneğiniz zayıfsa, kimse size iş vermez. Başarı kişisel yeteneklerinize bağlıdır. Babamın ismini utandırmamak için elimden gelen bütün çabayı göstereceğim , ama bunu başarabilmek çok da kolay değil.



Hitohiro Saito


AJ : Hitohiro Sensei, bu söyleşiyi tamamlamak için okuyucularımıza son birşey söyleyebilir misiniz ?


Herkesin, O-Sensei'nin son yıllarındakinden ziyade daha zinde olduğu zamanlardaki ruhani ve teknik öğretilerini öğrenmesini ve araştırmasını isterim. Mutlaka Daito-ryu’dan ayrılan daha özgün birşeyler bulacaklardır. Daito-ryu’da muhteşemdir ve Sokaku Takeda Sensei hakkında da öğrenmeliyiz. Ama, ben önce herkesin O-Sensei'nin gençlik yıllarında nasıl olduğunu araştırmasını istiyorum.


AJ : Bence insanın "O-Sensei'nin ulaştığı noktaya kadar bütün yolu gitmek istiyorum" veya "oradan da daha ileriye gitmek istiyorum" diyen bir tavrı olması önemli ve bugüne kadar ne kadar yol kat ettiğimizi ölçmektense elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Hala iyi bir ruh ve sağlık halindeyken hayatını nasıl yaşadığımız önemlidir.


Saito : Bu gerçekten çok doğru. Aikido öğrenme arzusu içinde olan herkese samimiyetle şunu söylemek istiyorum "Lütfen İwama’ya gelin, Saito Sensei ile tanışın ve bırakın o ruhunuza dokunup, aklınızı açsın!" Artık, böyle dojo kalmadı, bulamazsınız!


AJ : Hitohiro Sensei, bugün için size gerçekten teşekkür ederim.


TERİMLER
Iwama Shinshin Aiki Shuren Kai
Iwama Ryu Takemusu Aikido Ana Organizasyonu

Ai Hanmi
Çapraz duruş

Aiki Jo
Aikido'ya özgü sopa çalışması

Aiki Ken
Aikido'ya özgü kılıç çalışması

Aikikai Hombu Dojo
Aikikai vakfının merkez dojosu

Atemi
Hayati noktalara yapılan vuruş

Bokken
Tahta kılıç

Daito-ryu Aikijujutsu
Jujutsu okulu ve aikido tekniklerinin çıkış noktası

Deguchi, Onisaburo (1871-1948)
Morihei Ueshiba'nın düşüncelerine kuvvetli etkisi olan dini Omoto tarikatının ruhani lideri

Gyaku Hanmi
Karşı duruş

Henka
Çeşit, değişik

Henkawaza
Teknik çeşidi

Ikkyo
İlk eğitim

Jo
Sopa

Katadori
Omuzdan tutuş

Katatedori
Tek el ile karşıdakinin bileğinden tutuş

Ken
Kılıç

Ki
Ruh veya enerji

Kobukan Dojo
Morihei Ueshiba'nın Tokyo, Shinjuku'da yer alan savaştan önceki dojosu

Kokyuho
Solunum metodu; nefer geliştirme, ki ve sağlam pozisyon egzersizi

Kosadori
Çapraz elle tutuş

Kuden
Sözlü eğitim

Morotedori
İki elle tutuş (iki elle tek el tutulur)

Munadori
Göğüsten tutuş

Nikyo
İkinci eğitim

O-Sensei
Esas olarak "Büyük Hoca", Morihei Ueshiba'yı tanımlamak için kullanılmaktadır

Omote
Ön; giriş tekniklerini tanımlamak için kullanılır

Omotokyo
20. yüzyılın başlarında Japonya'da ortaya çıkan Shinto tabanlı dini tarikat

Oyouwaza
Teknikte o an için üretilen çözüm

Ryotedori
Her el rakibin bir elini tutar

Sankyo
Üçüncü eğitim

Shomenuchi
Yukarıdan aşağıya yapılan dikey atak

Sodedori
Elbisenin dirsek hizasından tutulması

Sodeguchidori
Elbisenin kol ağızından tutulması

Suwariwaza
Yer teknikleri

Tai no henko
Vücudun yer değiştirmesi; tam dönebilme yeteneğini kazandırmak için yapılan egzersiz

Taijutsu
Vücut teknikleri; çıplak elle uygulanan teknikler

Takeda, Sokaku (1859-1943)
Daito-ryu aikijujutsu'nun adını duyuran ve Morihei Ueshiba'nın en önemli savaş sanatları hocası

Takemusu Aiki
Savaş tekniklerinin aslı; aikido tekniklerinin anında ve üst düzeyde uygulanmasını tanımlar

Tegatana
Açık elle kesme vuruşu yapan el

Ueshiba, Morihei (1883-1969)
Aikido'nun kurucusu

Ura
Arka, geri (rakibin); dönerek veya arkaya geçilerek yapılan hareketleri tanımlar

Ushiro
Geri, arka (kişinin kendisinin)

Yokomenuchi
Başa yandan yapılan saldırı

Yonkyo
Dördüncü eğitim